2010 Temmuz - DC - Part 2

Kate Winslet

16 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Aktrisler, Oyuncular

Kate Winslet, 5 Ekim 1975 Berkshire, İngiltere doğumlu İngiliz aktrisdir. 1 Oscar ve 2 Altın Küre sahibidir. Aynı zamanda 2, 3, 4, 5 ve 6 kez Oscar‘a aday olan en genç aktris unvanına sahiptir.

Kate WinsletKate Winslet‘in başarılarla dolu oyunculuk kariyeri TV reklamları ve dizileriyle başladı. İlk sinema deneyimini ise Yüzüklerin Efendisi‘nin efsane yönetmeni Peter Jackson‘ın 1994 yapımı Heavenly Creatures adlı filmiyle yaşamıştır. Buradaki performasıyla pek çok ödül kazanan Winslet, 1995‘te rol aldığı Sense and Sensibility adlı filmle henüz 20 yaşındayken Oscar‘a aday olmuştur. Artık Hollywood‘un aranan yüzü olmaya başlayan Winslet, 1997 yılında Oscar rekortmeni Titanic‘te Leonardo DiCaprio ile başrolü paylaşmıştır ve bir kez daha Oscar‘a aday olmuştur. 22 yaşında olan Winslet, Oscar‘a 2 kez aday olan en genç aktris ünvanını kazanmıştır. Zengin kızı Rose DeWitt Bukater karakterini canlandırdığı film, pek çok kişi tarafından çok klişe bir film olarak görülse de benim için çok güçlü görsellik barındıran iyi bir aşk filmidir. Devamını oku

Kevin Bacon, X-Men: First Class’da!

16 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Haberler

Kevin Bacon 2011‘de gösterime girecek Matthew Vaughn yönetmenliğindeki X-Men serisinin son filmi X-Men: First Class‘da Kevin Bacon‘ın rol alacağı resmen duyuruldu. Charles Xavier (James McAvoy) ve Magneto (Michael Fassbender) karakterlerine karşı savaşacak kötü bir karakteri canlandırması beklenen Bacon, son olarak 2009 yapımı Taking Chance adlı TV filmi ile karşımıza çıkmıştı. Altın Küre kazandığı bu filmden sonraki merakla beklenen filmlerinden biri de artık X-Men: First Class olacak.

X-Men: First Class‘ın çekimleri bu yaz içerisinde Londra‘da başlayacak.

Kaynak: http://hollywoodinsider.ew.com/2010/07/15/x-men-first-class-kevin-bacon-joins-the-cast/

Yeni Hulk Mark Ruffalo mu?

15 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Haberler

Mark RuffaloMarvel‘in tüm süper kahramanlarını bir araya getirecek yapım The Avengers‘deki Hulk karakteri için Mark Ruffalo‘nun adı geçmekte. Hatta alınan bilgilere göre Marvel ve Rufallo el sıkışmak üzere. Daha önceki Hulk filmi Incredible Hulk‘da Hulk karakterini Edward Norton canlandırmıştı. Yeni filmde ise Norton ve Marvel maddi anlaşmazlıklar yüzünden yolları ayırmışlardı. Eğer kesinleşirse yeni Hulk, 43 yaşındaki ünlü aktör Mark Ruffalo!

2012‘de gösterime girmesi planlanan The Avengers‘ın kadrosunda daha pek çok ünlü isim mevcut. Bunlardan bazıları; Robert Downey Jr., Scarlett Johansson, Samuel L. Jackson, Don Cheadle

Kaynak: http://hollywoodinsider.ew.com/2010/07/14/mark-ruffalo-as-the-hulk/

Natalie Portman

14 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Aktrisler, Oyuncular, Senaristler, Yönetmenler

Leon (1994)Natalie Portman, 9 Haziran 1981 İsrail doğumlu İsrailli-Amerikan aktris, yönetmen, senarist ve prodüktördür. Closer adlı filmde canlandırdığı Alice karakteriyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Oscar adayı olmuştur ve aynı dalda Altın Küre kazanmıştır.

Natalie PortmanOyunculuk hayatı, 12 yaşındayken onu bir pizzacıda keşfeden bir ajans çalışanı sayesinde başlamıştır. Luc Besson‘ın mükkemmel kült filmi Leon‘da küçük Mathilda‘yı canlandıran Portman, bana göre oyunculuk kariyerinin en iyi performansını sergilemiştir. İzleyenlerin ağzını açık bırakan bir yetenekle Leon‘un bu kadar başarılı olmasını sağlayan Natalie Portman, 1 sene sonra yine kült filmlerden biri olan Heat‘de Al Pacino‘nun üvey kızını canlandırarak kariyerinde sağlam adımlarla ilerlemeye başlamıştır. Sorunlu bir genç kız profilini başarıyla çizen Portman‘ın intihar ettikten sonraki sahneleri ve tokasını bulamayınca ağladığı sahnedeki performansı çok etkileyicidir. Daha sonra 1996 yılında Beautiful Girls, Everyone Says I Love You ve Mars Attacks! adlı filmlerde küçük roller alan Portman, 1999‘da Star Wars serisine dahil olmuş ve Padmé adlı karakteri canlandırmıştır. Anywhere But Here, Where the Heart Is gibi filmlerde başrol oynadıktan sonra 2003 yılında Cold Mountain adlı filmde rol almıştır. 2004′te Garden State ve Closer adlı 2 filmde birden rol alan Natalie Portman, Closer‘daki performansı ile 2005 Akademi Ödülleri‘nde Oscar adayı olmuştur ve Altın Küre kazanmıştır. 2005‘te V for Vendetta ile sanat için neler yapabileceğini göstererek saçlarını kazıtmıştır. Pek çok aktrisin reddedeceği bu eylemi kameralar karşısında gerçekleştirmiştir. Kimilerine göre en iyi filmlerden biri olan V For Vendetta‘da kaçırılan ve 1 sene hapis tutulan genç bir kadını canlandırmıştı. 2005′te pek çok yönetmenin toplanıp çektiği Paris, je t’aime‘de rol alan Portman, 2009 yılında filmin Amerika versiyonu olan New York, I Love You‘da rol almıştır ve aynı zamanda yönetmenlik yapmıştır. Türk yönetmen Fatih Akın‘ın da yönetmenlik yaptığı  ve Uğur Yücel‘in de rol aldığı filmin en dikkat çekici bölümlerinden birini Natalie Portman yönetmiştir. New York‘da yaşayan pek çok kültürden insanın hayatını konu alan film düşük temposu ve kaliteli oyuncu kadrosuyla dikkat çekmiştir. 2006‘da Goya’s Ghosts da rol aldıktan sonra 2007‘de My Blueberry Nights‘ta ve The Simpsons‘ın bir bölümünde rol almıştır. Neredeyse Bart‘la evlenmek üzere olan Darcy adlı karakteri seslendirmişti. Little Big Girl adlı bölüm çok komik ve eğlenceli bölümlerden biriydi. Aynı yıl The Darjeeling Limited ve Mr. Magorium’s Wonder Emporium’da da rol almıştır. 2008‘de The Other Boleyn Girl adlı filmde Anne Boleyn adlı ama kahramanı canlandıran Portman, 2009‘da 3 filmde birden rol almıştır. Love and Other Impossible Pursuits, New York, I Love You ve Brothers adlı bu 3 filmden henüz 2 gün önce izlediğim dram filmi Brothers‘da yine mükemmel bir performans sergilemiştir. Kocası Afganistan‘da öldükten sonra kocasının kardeşiyle yakınlaşan dul bir anneyi canlandıran Portman, ilk kez bir anne karakterini canlandırmıştır. Jake Gyllenhaal ve Tobey Maguire‘le başrolleri paylaştığı bu filmi herkese öneririm.

Önümüzdeki günlerde Hesher adlı filmle izleyici karşısına çıkacak olan Natalie Portman‘ın halen yapım aşamasında olan 5 filmi bulunmaktadır ve önümüzdeki sene sinemalarda olacaktır. Hollywood‘un başarılı, yetenekli ve güzel aktrisi Natalie Portman‘ın ileriki yıllarda da büyük başarılara imza atacağına inanıyorum. Önereceğim filmleri;

  1. Leon (1994)
  2. Heat (1995)
  3. Closer (2004)
  4. V For Vendetta (2005)
  5. New York, I Love You (2009)
  6. Brothers (2009)

Filmografisi:

  1. Hesher (2010) …. Nicole
  2. Brothers (2009) …. Grace Cahill
  3. Love and Other Impossible Pursuits (2009) …. Emilia Greenleaf
  4. New York, I Love You (2009) …. Rifka (Yönetmenliğini de yapmıştır.)
  5. The Other Boleyn Girl (2008) …. Anne Boleyn
  6. Mr. Magorium’s Wonder Emporium (2007) …. Molly Mahoney, the Composer
  7. The Darjeeling Limited (2007) …. Jack’s Ex-Girlfriend
  8. Hotel Chevalier (2007) …. Jack’s Girlfriend
  9. My Blueberry Nights (2007) …. Leslie
  10. The Simpsons” …. Darcy (1 bölüm, 2007)
  11. Goya’s Ghosts (2006) …. Inés / Alicia
  12. Paris, je t’aime (2006) …. Francine (segment “Faubourg Saint-Denis”)
  13. V for Vendetta (2005) …. Evey
  14. Free Zone (2005) …. Rebecca
  15. Star Wars: Episode III – Revenge of the Sith (2005) …. Padmé
  16. Domino One (2005) …. Dominique Bellamy
  17. Closer (2004/I) …. Alice
  18. True (2004) …. Francine
  19. Garden State (2004) …. Sam
  20. Sesame Street” (Dizi) …. Natalie (1 bölüm, 2004)
  21. Cold Mountain (2003) …. Sara
  22. Star Wars: Episode II – Attack of the Clones (2002) …. Padmé
  23. Where the Heart Is (2000) …. Novalee Nation
  24. Anywhere But Here (1999) …. Ann August
  25. Star Wars: Episode I – The Phantom Menace (1999) …. Queen Amidala / Padmé
  26. Mars Attacks! (1996) …. Taffy Dale
  27. Everyone Says I Love You (1996) …. Laura Dandridge
  28. Beautiful Girls (1996) …. Marty
  29. Heat (1995) …. Lauren Gustafson
  30. Leon (1994) …. Mathilda
  31. Developing (1994) …. Nina

Fotoğraf Galerisi:

Not: Tüm eleştiri Dvd Collector‘a aittir. Lütfen kaynak belirtmeden alıntı yapmayınız. Siz de yorumlarınızla aktrisi eleştirebilirsiniz.

The O.C. (2003)

12 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Diziler, Dram, Komedi, Romantik

The O.C. The O.C., 5 Ağustos 200322 Şubat 2007 tarihleri arasında Amerikan kanalı FOX‘ta yayınlanan romanti-komedi ve dram dizisidir. Ülkemizde Cnbc-e, e2 ve Fox TV‘de yayınlanmıştır. 4 sezon süren dizi 50‘den fazla ükede gösterilmiş ve genç oyuncularının birçoğunun ünlü olmasını sağlamıştır.

Uyarı: Yazının devamı, eserin konusu hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir.

The O.C.Benim de büyük bir beğeniyle izlediğim dizinin ana kahramanı Ryan Atwood adında sorunlu bir gençtir. Ryan‘ın babası hapiste ve annesi başka bir adamla birliktedir. Ryan kimseden ilgi görememekte olan lise çağında bir gençtir. Yaşadığı çevre sebebiyle suç dünyasına karışması çok geç olmamıştır ve işlediği bir suçtan dolayı ıslah evine gönderilmek üzere mahkemeye çıkarılmıştır. Devlet tarafından atanan avukat Sandy Cohen ise onu kurtarmış ve 1-2 gece kalması için evine götürmüştür. Sandy Cohen‘ın karısı Kirsten Cohen çok zengin bir adamın kızıdır ve babasının şirketinin başındadır. Amerika‘nın en zengin ailelerinin yaşadığı bölgelerden biri olan Orange Country‘de yaşayan Cohen ailesinin Ryan yaşlarında Seth adında bir de oğulları vardır. Cohen‘ların yan komşuları Cooper‘lar ise Jimmy ve Julie Cooper çiftlerinden ve fazlasıyla güzel kızları Marissa Cooper‘dan oluşmaktadır. Ryan, Cohen‘ların evlerinde ilk başta çok yabancılık çekse de Seth ve Marissa ile arkadaş olması çok sürmemiştir. Ancak bir sorun vardır; 18 yaşından küçük Ryan‘a annesi bakamadığı için sosyal hizmetlere götürülmesi gerekir. Fakat Ryan kaçmaya karar verir ancak Seth ve Marissa, kaçmaması için Ryan‘ı ikna eder. Cohen çiftleri, Seth‘in de baskılarıyla Ryan‘ı evlat edinirler ve böylece çok fakir ve umutsuz bir mahalleden gelen Ryan‘ın hayatı tamamen değişmiştir. Marissa‘ya aşık olan Ryan, arkadaşlarıyla aynı okula gitmeye başlamıştır. Bu arada okulun en popüler kızı olan Marissa‘nın bir diğer popüler arkadaşı Summer Roberts isimli bir diğer güzele ise Seth aşıktır ancak Seth‘in okulun en ezik öğrencilerinden biri olmasından ötürü Summer, Seth‘e bir türlü yüz vermez. Ryan‘ın cesaretlendirmesiyle Summer‘a açılan Seth, sonunda aşkına kavuşmuştur ve tam 4 sezon sürecek ilişkisine başlamıştır.

Tüm bölümleri ayrı bir macera olan dizide Ryan‘ın başı bir türlü beladan kurtulmaz. Marissa‘ya talip olan erkeklerle sürekli kavga etmek zorunda kalan Ryan, kendisine ve yeni ailesine ”Bir daha kavga etmeyeceğim.” diyerek söz vermiştir ancak bu o kadar kolay olmamıştır. Dizinin 3. sezonunun finalinde Marissa Cooper yine kendisine talip olan bir erkek yüzünden trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Müthiş bir bölüm olan o bölümde tüm izleyenlerin yürekleri burkulmuştur. Dizinin 4. sezonunda Marissa Cooper yoktur ve lise hayatı boyunca Marissa‘yı kıskanmış olan ve Ryan‘a aşık olan Taylor Townsend artık istediğine ulaşmıştır. Aslında çok iyi niyetli biri olduğunu herkese ispatlayan Taylor, 4. sezonda Ryan‘la çıkmaya başlamıştır ve Marissa‘nın acısı yüzünden kahrolan Ryan‘ın sonunda yüzünü güldürmeyi başarmıştır.

Dizinin final bölümünden bir bölüm önce ise Ryan yaşadığı, Cohen‘ların malikanesi, büyük bir deprem sonrası oturulamaz duruma gelmiştir ve Seth ile Ryan artık üniversiteye gideceklerinden dolayı Cohen çifti yıllar önce ilk evlendikleri zamanlarda, henüz Kirsten‘in babasından destek görmediği yıllarda oturdukları küçük bahçeli bir eve taşınmışlardır.

Final bölümünde, ilk sezonda babasından boşanan Marissa‘nın annesi Julie Cooper, zengin bir adamla evleneceği sırada Ryan‘ın hapisten çıkan babasıyla kaçar ve Cohen çiftinin bir bebekleri olur. Marissa‘nın ölmesi dışında dizi mutlu sonla biter.

Uyarı sonu.

Dizinin kısa bir özetini anlattım. Benim çok sevdiğim dizilerden biri olan The O.C. aslında muhteşem bir dizi değildir. Öyle çok iyi bir senaryosu ya da çok iyi bir oyunculuğu yoktur. Ancak bir şekilde izleyiciyi kendisine bağlamayı çok iyi başarmıştır. Baştan sona tekrar izlemek istediğim diziyi herkese tavsiye ediyorum. Ayrıca dizi de çok güzel Rachel Bilson‘ın ve Mischa Barton‘ın olması da cabası :D

Dizinin Künyesi:

  • Yaratıcısı: Josh Schwartz
  • Oyuncular: Peter Gallagher, Ben McKenzie, Kelly Rowan, Adam Brody, Rachel Bilson ve Melinda Clarke, Mischa Barton, Tate Donovan, Autumn Reeser
  • Süre: 40-45 dakika arası
  • Bölüm Sayısı: 95 Bölüm
  • Dil: İngilizce

Tam anlamıyla gençlik dizisi olan The O.C‘nin yansıttığı hayatlara bakmak, hayallere dalmak istiyorsanız bu diziyi hemen izlemeye başlayın. Diziyi puanlayacak olursam;

  • Yönetmenlik: 1,5/2
  • Senaryo: 1,5/2
  • Oyunculuk: 1,3/2
  • Türünde Başarı: 1,9/2
  • İzlenebilirlik: 2/2

Toplam Puan: 8,2/10

Fotoğraf Galerisi:

Not: Tüm eleştiri Dvd Collector‘a aittir. Lütfen kaynak belirtmeden alıntı yapmayınız. Siz de yorumlarınızla diziyi eleştirebilirsiniz.

Joe Pesci

11 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Aktörler, Oyuncular

Goodfellas (1990) Joe Pesci, 9 Şubat 1943 New Jersey doğumlu Amerikalı aktördür. Çok fazla filmi bulunmamasına rağmen en iyi oyuncular arasında gösterilmektedir. Bana göre de en iyi aktörler sıralamasında üst sıralardadır.

Joe Pesci‘nin aktörlük serüveni 1961 yılında çekilen Hey, Let’s Twist adlı filmle başlar. Çok küçük bir rol aldığı bu filmden sonra 1976 yılında The Death Collector adlı filmde başrol oynar. Ancak en büyük çıkışı yakaladığı film, Martin Scorsese‘in başyapıtlarından olan 1980 yapımı Raging Bull adlı filmdir. Bu filmde üst düzey bir performans sergileyen Joe Pesci, bu performansıyla 1981 Akademi Ödülleri‘nde ”En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” dalında oscar adayı olur. Özellikle Robert De Niro‘yu yumrukladığı, Frank Vincent‘in ağzını burnunu kırdığı ve Robert De Niro‘dan dayak yediği sahnelerde mükemmel oynamıştır. Ardı ardına filmlerde rol almaya başlayan Joe Pesci 1984‘te Sergio Leone‘nin başyapıtı Once Upon A Time In America‘da küçük bir rol almıştır. 1989‘da Lethal Weapon 2 adlı filmde rol alan Pesci, 1990‘da hayatının en iyi performansını Goodfellas‘ta canlandırdığı Tommy DeVito karakteriyle sergilemiştir. Bu performansıyla 1991 Akademi Ödülleri‘nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscarı‘nı kazanmıştır. Psikopat gangster profilini öyle iyi çizmiştir ki izleyenleri etkilemeyi çok iyi başarmıştır. Özellikle hikaye anlattığı ve Ray Liotta‘yı terlettiği sahnelerdeki performansı unutulmaz performansları arasındadır. Oscar töreninde ödülü kazandığını öğrenince çok şaşırmıştır ve heyecandan konuşamamıştır. Sadece teşekkür etmekle yetinmiş ve en kısa oscar konuşmalarından birine imza atmıştır. Devamını oku

Stanley Kubrick

08 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Senaristler, Yönetmenler

Stanley KubrickStanley Kubrick,  26 Temmuz 1928 New York, ABD doğumlu Amerikalı yönetmen, senarist ve prodüktördür. Sadece 12 uzun metrajlı film yönetmesine rağmen tüm zamanların en iyi yönetmenleri arasında yer almaktadır. Neredeyse tüm filmleri sinema klasikleri arasındadır. Mükemmeliyetçiliği, eleştiriselliği ve ince ayrıntılarıyla tanınan büyük ustanın benim için de yeri ayrıdır. Yönetmenlik hayatına kısa filmlerle başlayan üstad, 4 tane kısa film çektikten sonra ilk uzun metrajlı filmini 1953 yılında çekmiştir. Senaryosunu da kendi yazdığı Killer’s Kiss adlı suç, dram ve gerilim türlerindeki filminden 1 yıl sonra The Killing’i yazıp yönetti. Kubrick‘in yönettiği ilk stüdyo filmi olan bu film izleyiciler tarafından çok beğenilmiştir. Hala pek çok izleyiciye göre başyapıtlar arasındadır. 1956 yılında ise başrolünü Kirk Douglas’ın oynadığ savaş filmi Paths of Glory yazıp yönetti. Bu filmi henüz izleme fırsatı bulamadım ama yaptığım araştırmalar sonucunda başyapıtlar arasında olduğunu gördüm. Zaten adını sıkça duyuyordum ve listeme eklemiştim. Ancak bir türlü bulup da izleyemedim. 1960 yılında yönettiği Spartacus ise tam 6 dalda oscar adayı olmuş ve bunlardan 4 tanesini kazanmıştır. Yine başrolünde Kirk Douglas oynamaktadır. 1962‘de Lolita‘yı yöneten üstad 1964 yılında muhteşem savaş karşıtı, satirik komedi filmi Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb‘ı yazıp yönetmiştir. En sevdiğim filmlerden bu filmde mükemmel iğneleyici cümleler görmek mümkün. Bu cümlelerden biri;

Beyler burada kavga edemezsiniz! Burası Savaş Odası!

Durduk yerde savaş çıkartan bir komutanı kimse durduramayınca olanlar olur. Taarruz uçakları hedefe gönderilir ama geri çağrılamaz. George C. Scott ve Peter Sellers‘ın gülmekten öldürdüğü bu filmin finalindeki bombalama sahnesi ise unutulmaz. 1968 yılında kendini aşan Kubrick, o zamanın teknolojisiyle nasıl becerdiğini bir türlü anlayamadığım 2001: A Space Odyssey‘i çekmiştir. 2001 yılında olabilecekleri öngördüğü bu filminde, tahminlerinin nerdeyse tamamını tutturmuştur. Uzaya giden bir ekip ve süper zekaya sahip bilgisayar HAL 9000‘in hikayesini anlatan bu filmde insanların yarattığı bilgisayarın bir gün gelip ona egemen olmasını anlatıyordu film. O kadar gerçekçi bir film çekmiş ki Kubrick, şimdiki teknolojiyle çekilmiş filmler yanında bir hiç kalır. İnsanoğlunun başlangıcına ve sonuna vurgu yapan Kubrick, binlerce yıl önceki maymun sahneleriyle 2001 yılındaki uzay istasyonundaki insanların sahnelerini birbirine o kadar güzel benzetmiş ki ”nereden nereye?” dememek imkansız. 13 defa oscar‘a aday olan Kubrick tek oscar‘ını bu filmle kazanmıştır. En İyi Görüntü Efekti Oscarı kazanan Kubrick‘in hiç En İyi Yönetmen Oscarı‘nı kazanamaması çok ama çok acı bir gerçektir. 1971‘te A Clockwork Orange‘ı yazıp yöneten üstad, yine çok farklı bir başyapıt sunmuştur izleyicilere. Hiçbir şeyi umursamayan bir serserinin nasıl adam olduğunu kendi üslubuyla anlatan Kubrick, bir filmiyle daha klasikler arasına girmiştir. 1975‘te 4 oscar‘lı Barry Lyndon‘ı ve 1980‘de bana ve pek çok otoriteye göre en iyi korku filmi olan The Shining’i çekmiştir. Jack Nicholson‘ın kafayı yediği bir karakteri canlandırdığı klasiğin pek çok sahnesi unutulmaz sahneler arasında yerini almıştır. 1987′de ”nasıl savaş filmi çekilir?” dersi veren Kubrick, Full Metal Jacket‘la herkesi tatmin eden bir işe imza atmıştır. Yine alaycı üslübu ve absürt tiplemeleriyle senaryosuyla gerekse de kamera açılarıyla mükemmel bir başyapıt yaratmıştır. Filmin başlarındaki çaylak askerleri çalıştıran komutanın cümleleri hala aklımdadır. Biraz argo betimlemer içerdiği için orijinal diliyle paylaşmakta fayda görüyorum.

Gunnery Sergeant Hartman: [singing] Mama and Papa were laying in bed!
Recruits: [singing] Mama and Papa were laying in bed!
Gunnery Sergeant Hartman: [singing] Mama rolled over this is what she said
Recruits: [singing] Mama rolled over this is what she said
Gunnery Sergeant Hartman: [singing] ‘Oh, give me some…
Recruits: [singing] ‘Oh, give me some…
Gunnery Sergeant Hartman: [singing] ‘Oh, give me some…
Recruits: [singing] ‘Oh, give me some…
Gunnery Sergeant Hartman: P.T.
Recruits: P.T.
Gunnery Sergeant Hartman: Good for you
Recruits: Good for you
Gunnery Sergeant Hartman: Good for me!
Recruits: Good for me!
Gunnery Sergeant Hartman: Mmm, good!
Recruits: Mmm, good!
Gunnery Sergeant Hartman: [singing] Up in the morning to the rising sun!
Recruits: [singing] Up in the morning to the rising sun!
Gunnery Sergeant Hartman: [singing] Gotta run all day… till the running’s done!
Recruits: [singing] Gotta run all day… till the running’s done!
Gunnery Sergeant Hartman: Ho Chi Minh is a son of a bitch!
Recruits: Ho Chi Minh is a son of a bitch!
Gunnery Sergeant Hartman: Got the blueballs, crabs and the seven-year itch!
Recruits: Got the blueballs, crabs and the seven-year itch!

Daha sonra bu sahnelerin başarılı bir parodisi The Simpsons‘ın 1. sezonunda yapılmıştı. Kubrick‘in son eseri ise ölmeden hemen önce çektiği 1999 yapımı Eyes Wide Shut‘tır. Başrollerini Tom Cruise ve Nicole Kidman‘ın paylaştığı film diğerleri kadar olmasa da pek çok izleyeci tarafından beğenilmiştir.

7 Mart 1999‘da İngiltere‘de hayatını kaybeden Stanley Kubrick, sinema dünyasının en büyük kayıplarından biridir. Bir daha onun gibi bir yönetmen gelmesi çok zordur. Bizlere bıraktığı en büyük mirasıysa şüphesiz klasikleşmiş filmleridir. Huzur içinde yat büyük üstad

Filmografisi:

  1. Eyes Wide Shut (1999)
  2. Full Metal Jacket (1987)
  3. The Shining (1980)
  4. Barry Lyndon (1975)
  5. A Clockwork Orange (1971)
  6. 2001: A Space Odyssey (1968)
  7. Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb (1964)
  8. Lolita (1962)
  9. Spartacus (1960)
  10. Paths of Glory (1957)
  11. The Killing (1956)
  12. Killer’s Kiss (1955)
  13. The Seafarers (1953) (Kısa Film)
  14. Fear and Desire (1953) (Kısa Film)
  15. Day of the Fight (1951) (Kısa Film)
  16. Flying Padre: An RKO-Pathe Screenliner (1951) (Kısa Film)

Fotoğraf Galerisi:


Not: Tüm eleştiri Dvd Collector‘a aittir. Lütfen kaynak belirtmeden alıntı yapmayınız. Siz de yorumlarınızla yönetmeni eleştirebilirsiniz.

How I Met Your Mother (2005)

08 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Diziler, Komedi, Romantik

How I Met Your Mother (2005) How I Met Your Mother, 2005 yılından beri Amerikan kanalı CBS‘de yayınlanan komedi dizisidir. Dizinin baş kahramanı Ted Mosby‘nin 2030 yılında çocuklarına ”anneleriyle nasıl tanıştıklarını” anlatmasıyla başlayan dizi Ted Mosby ve arkadaşları Barney Stinson, Marshall Eriksen, Robin Scherbatsky ve Lily Aldrin‘in başlarından geçen birbirinden komik hikayeleri ele alıyor. Favori dizilerim arasında olan yapım, ülkemizde her hafta Cnbc-e’de gösterilmektedir. Cnbc-e‘deki gösterim Amerika‘ya göre 5-6 bölüm geriden gelmektedir.

Dizinin ana kahramanı Ted Mosby, gerçek aşkı arayan ve bulduğunda evlenip, çoluk çocuk sahibi olmak isteyen işinde başarısız bir mimardır. Aslında mükemmel bir iş tutkusu vardır ve mimarlık çizimleri çok iyidir ancak hiçbir iş veren onun müthiş yeteneğini göremez. Ted Mosby‘nin barda tanıştığı arkadaşı Barney Stinson ise tam anlamıyla mükemmellik hastasıdır. Tam bir takım elbisesi tutkunudur. Ne iş yaptığını kimse bilmez ancak iyi kazandığı çok bellidir. Kadınlar konusunda pek çok erkeğin idolü olan Barney‘nin ”kadın tavlama sanatı” hakkında The Playbook adlı bir kitabı vardır. Kankalık kurallarına çok değer veren Barney‘nin ayrıca ”The Bro Code” adlı bir kankalık kitabı vardır ve gerçek hayatta da kitabevlerinde satılmaktadır. Ted Mosby‘nin üniversite yıllarından tanıdığı arkadaşları Marshall Eriksen ve Lily Aldrin ise ta üniversite yıllarından beri birbirlerine aşıklardır ve hala birliktedirler. Marshall Eriksen avukatlık okumaktadır ve Lily Aldrin ise anaokulu öğretmenliği yapmaktadır. Son olarak Ted Mosby‘nin barda ilk görüşte aşık olduğu Robin Scherbatsky ise haber spikerliği yapmakta olan Kanadalı bir eski pop yıldızıdır.

How I Met Your MotherNew York‘ta geçen dizinin neredeyse tüm bölümleri Ted Mosby‘nin evinin altında bulunan, kahramanlarımızın günün yorgunluğunu attığı MacLaren’s Pub adlı barda geçer. Dizi çok sağlam bir arkadaşlık grubunun romantik ve komik hikayelerini anlatır. Dizinin yaratıcıları Carter Bays ve Craig Thomas‘dır. Her bölümünde güldürmeyi başarabilen dizi tam 5 sezondur ekranları şenlendirmektedir. 6. sezonu da önümüzdeki aylarda yayınlanacaktır.

Dizinin Künyesi:

  • Yaratıcıları: Carter Bays ve Craig Thomas
  • Oyuncular: Josh Radnor, Jason Segel, Cobie Smulders, Neil Patrick Harris, Alyson Hannigan ve Bob Saget
  • Süre: 20-25 dakika arası
  • Dil: İngilizce

Diziyi kesinlikle herkese tavsiye ediyorum ve puanlamaya geçiyorum;

  • Yönetmenlik: 1,5/2
  • Senaryo: 1,75/2
  • Oyunculuk: 1,8/2
  • Türünde Başarı: 2/2
  • İzlenebilirlik: 2/2

Toplam Puan: 9,05/10

Fotoğraf Galerisi:

Day & Night (2010)

08 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Animasyon, Filmler, Kısa Film

Day & Night (2010) Day & Night, Pixar‘ın yarattığı bir kısa animasyon filmidir. 6 dakika süren bu yapım, Toy Story 3 başlamadan hemen önce gösterilmiştir. 3 boyutlu yayınlanan animasyonda 2 kurgusal karakter yer almaktadır ve biri geceyi, diğeri ise  gündüzü temsil etmektedir. İzleyenleri ve beni büyüleyen animasyonun yönetmeni Teddy Newton’dır.

Puanı: 9/10

Martin Scorsese

07 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Aktörler, Oyuncular, Yönetmenler

Martin Scorsese Martin Scorsese, 17 Aralık 1942 New York, ABD doğumlu Amerikalı yönetmen, prodüktör, senarist ve aktördür. Pek çok film otoritesine ve bana göre tüm zamanların en iyi yönetmenlerinden biridir.

Kamerayı kullanışı ve filme müzikleri oturtması muhteşem olan yönetmenin bilinen en büyük özelliği filmin açılış sahnesini filmin ortasındaki ya da finalindeki bir sahneyle yapmasıdır. Sinema tarihinin en iyi filmlerinden olan Taxi Driver, Raging Bull, Goodfellas, Casino ve  The Departed gibi filmlerinin yönetmeni Martin Scorsese‘dir. 1973-1995 yılları arasında yönettiği filmlerin büyük çoğunluğunda  Robert De Niro ile çalışmıştır. 2002 yılından beri de Leonardo DiCaprio ile çalışmaktadır. Devamını oku

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

« Önceki YazılarSonraki yazılar »


Dvd-Collector.Org’s Worldwide Traffic Rank