2011 Ocak - DC

The Hobbit Yine Ertelendi!!!

27 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Haberler

The HobbitTüm sinemaseverlerin merakla beklediği The Hobbit filmi bir kez daha ertelendi. Ancak bu kez sebebi çok farklı. Daha önce maddi sıkıntılar ve yönetmenlik koltuğunu bırakan Guillermo del Toro yüzünden ertlenen film bu kez The Lord Of The Rings üçlemesinin efsane yönetmeni Peter Jackson‘ın hastalığı yüzünden ertelendi. 2003‘ten beri milyonlarca Orta Dünya hayranının merakla beklediği Hobbit filminin gösterim tarihi böylece 2013 yılına sarkacağa benziyor. İki film halinde gösterime girecek The Hobbit serisinin ilk filmi The Hobbit: Part 1 için gösterim tarihi Aralık 2012 olarak gösteriliyordu ancak, bu talihsiz hastalık yüzünden 2013 yılını beklemek gerekecek.

Evet malesef çok ciddi bir hastalığa yakalanan Peter Jackson‘ın, Yeni Zelanda‘da ameliyat olması gerekiyor. Mide ülserine yakalanan ünlü yönetmenden ise sevindirici bir haber geldi. Sağlığı için kendini emin ellere emanet ettiğini belirten Jackson, ciddi bir tehlikenin olmadığını ve modern tıbba teşekkür ettiğini söyledi.

Peter JacksonHaberin sahibi Yeni Zelanda sitesi, “Hobbit” and “Lord of the Rings” kitaplarının yazarı J.R.R. Tolkein‘de aynı hastalıktan hayatını kaybettiğini belirtti.

The Hobbit filminin ertelenmesi tabi ki üzücü ancak sağlığın şakası olmadığı için Peter Jackson‘ın sağlığına kavuşması en büyük dileğimiz. The Hobbit‘in yeni çıkış tarihi de Peter Jackson sağlığına kavuştuktan sonra belli olacak ve 6 milyondan fazla The Hobbit hayranı da böylece merakla bekledikleri sorunun cevabını almış olacaklar.

Kaynak: http://www.stuff.co.nz/national/4589305/Sir-Peter-Jacksons-stomach-ulcer-scare

The Lord of the Rings Trilogy (2001-2003)

26 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Aksiyon, Fantastik, Filmler, Macera, Savaş, Tarihi

The Lord Of The Rings Trilogy, Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi, Dvd Collectorİyilikle kötülüğün en büyük savaşı, dünyayı bekleyen karanlık son ve umudunu hiç kaybetmeyenlerin hikayesi. 682 dakikalık muhteşem Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi’nin en geniş kapsamlı eleştirisi.

J.R.R. Tolkien’in aynı adlı romanından uyarlanan serinin ilk filmi: The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring (Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği) Aralık 2001′de gösterime girdi ve tüm zamanların en çok izlenen filmlerinden biri oldu. Filmi bu kadar başarı kılan şüphesiz muhteşem senaryosu ve görselliğiydi. Peter Jackson’ın yönetmenlik koltuğuna oturduğu film tam 13 dalda Oscar adayı oldu ve tam 4 tanesini kazandı. Muhteşem destansı hikayenin başladığı film genel olarak Tek Yüzük’ü yok etmek üzere yola çıkan 9 arkadaşın hikayesini anlatıyor gibi görünse de aslında altında tüm insani duygulara dokunan bir konuyu ele alıyor. Filmin en başına gidecek olursak bizi muhteşem bir müzikle karşılıyor Peter Jackson. Ardından Cate Blanchett’in canlandırdığı Galadriel karakterinden şu sözleri işitiyoruz;

Dünya değişti. Bunu suda hissediyorum. Toprakta hissediyorum. Havada kokusunu alıyorum. Bir zamanlar varolan kayboldu. Hatırlayanların hiçbiri artık yaşamıyor.

Herşey, Büyük Yüzükler’in yapımıyla başladı. Üçü, Elfler’e verildi. Tüm varlıklar içinde, ölümsüz, en bilge ve en adil olanlara. Yedisi, Cüce Efendiler’e. Büyük madenci ve dağ salonlarının ustalarına. Ve dokuz yüzük, insan ırkına bahşedildi. Diğer hepsinden çok iktidar isteyenlere. Çünkü, her ırka hükmedecek güç ve istek, bu yüzüklerin içine sıkıştırılmıştı. Ama hepsi aldatılmıştı. Çünkü, başka bir yüzük daha yapılmıştı. Mordor diyarında, Kıyamet Dağı’nın

ateşlerinde Karanlıklar Efendisi Sauron, gizlice, bir Asıl Yüzük dövmüştü, tüm diğerlerine hakim olması için. Ve bu yüzüğün içine, acımasızlığını, kinini dökmüştü ve tüm yaşama hükmetme arzusunu da. Hepsine hükmedecek bir ‘Tek Yüzük’.

Birer birer Orta Dünya’nın Serbest Bölgeler’i,Yüzük’ün gücüne yenik düştüler. Ama bazı direnenler de vardı. İnsanlar Ve Elfler’in Son İttifakı, Mordor ordularının üzerine yürüdü. Ve Hüküm Dağı’nın eteklerinde, Orta Dünya’nın özgürlüğü için savaştılar. Zafer yakındı. Ama Yüzük’ün gücü bozulamazdı. İşte tam o anda tüm umutlar yitmişken, kralın oğlu, Isildur, babasının kılıcını yerden aldı. Sauron, Orta Dünya’nın Özgür Halkları’nın düşmanı, yenilmişti. Yüzük, Isildur’a geçti, kötülüğü sonsuza dek yoketmesi için, bu tek şansa sahip olana. Ama, insanların yüreği kolayca baştan çıkabilir. Güç Yüzüğü de kendi iradesine sahipti. Isildur’a ihanet etti ve ölmesine neden oldu. Ve unutulmaması gereken bazı şeyler kayboldu. Tarih, efsaneye dönüştü… Efsane, masala dönüştü. Ve 2500 yıl boyunca Yüzük’ten haber alınamadı. Şans doğduğunda yeni bir taşıyıcıyı tuzağına düşürene dek. Yüzük, yaratık Gollum’a geldi ve Gollum, onu Puslu Dağlar’ın derinliklerindeki tünellere götürdü. Ve orada, Yüzük onu tüketti. Yüzük, Gollum’a anormal uzunlukta yaşam getirdi. 500 yıl boyunca, aklını zehirledi. Ve Gollum’un mağarasının karanlığında, bekledi. Dünyanın ormanlarını yeniden karanlık sarmıştı. Doğu’daki bir gölgeden çıkan söylenti isimsiz bir korkuyu fısıldıyordu. Ve Yüzük anladı ki artık onun zamanı gelmişti. Gollum’u terketti. Ama, o sırada, Yüzük’ün istemediği bir şey oldu. Hayal edilebilecek en beklenmedik yaratık tarafından bulundu. Bir Hobbit. Shire’dan, Bilbo Baggins. Çünkü yakında, zaman gelecek… Hobbitler’in herkesin kaderini şekillendireceği zaman.

Bu cümleler sonrasında izleyici nasıl bir masalın içine düştüğünü yeni yeni anlamaya başlıyor. Özellikle de kitapları okumamış benim gibi izleyicilerden şanslı olanları bu cümlelerdeki isimlere, türlere ve yerlere büyük bir merak duyarak daha da dikkatli izlemeye başlıyor. Ancak dar görüşlü bazı şanssız izleyicilerse ”Bu ne böyle ya! Saçma sapan bir film!” diyerek filmi izlemeyi bırakıyorlar. Demin bahsettiğim şanslı izleyiciler bir sonraki sahnede eşsiz güzelliğe sahip Hobbit’lerin diyarı Shire kasabasının tadına varıyorlar. Minik Hobbit’lerin büyük bir telaşı var. Yaşlı Bilbo Baggins’in 111. yaş gününü kutluyorlar. Ardından Gri Gandalf at arabasıyla köye geliyor ve onu Frodo Baggins ile karşılıyor. Büyücü Gandalf huzuru bozduğu için Shire’da pek sevilmese de havai fişek gösterileri çocuklar tarafından çok seviliyor. Gandalf, Bilbo’nun çok eski dostu. 2012′de gösterime girecek olan Hobbit filminde de anlatılacağa üzere yaklaşık olarak 50 sene kadar önce Gandalf ve Bilbo bir ejderha olayına karışmışlar. Filmde pek ayrıntıya girilmiyor bu konu hakkında. Bu yüzden bize Hobbit kitabını okumaktan ya da 2012 Aralık ayını beklemekten başka bir çare gelmiyor. Neyse filme dönecek olursak Bilbo’nun gitmekten söz ettiğini duyuyoruz ve Gandalf’a şu sözleri söylüyor;

Ben yaşlıyım, Gandalf. Göstermediğimi biliyorum, ama bunu tüm kalbimle hissetmeye başlıyorum. Kendimi incelmiş hissediyorum. Gerilmiş gibi… Çok fazla ekmeğin üzerine sıvazlanmış çok az tereyağı gibi. Tatile ihtiyacım var. Çok uzun bir tatile. Ve geri döneceğimi sanmıyorum. Aslında, istemiyorum da.

Bu kararını gece doğum günü partisinde de büyük bir sürprizle açıklayan Bilbo istemeyerek de olsa yüzüğü Frodo’ya bırakarak gidiyor. Bugüne kadar yüzükten haberi olmayan Gandalf ise yaptığı araştırmalar sonucunda o yüzüğün Sauron’un lanetli yüzüğü Tek Yüzük olduğunu anlayınca, yok edilmesi gerektiğini Frodo’ya anlatıyor. Bu sahnelerde hepimizin içini bir hüzün kaplıyor. Çünkü yüzük Sauron’un eline geçerse var olan iyilik tükenecek, karanlık egemen olacak ve dünyanın sonu gelecektir. Ancak yüzüğün öyle bir iradesi vardır ki, onu takan ya da taşıyan herkesi baştan çıkarabilir. Yüzük parmağa takıldığı anda ise Sauron’un hayalet süvarileri Nazgûl’ler tarfından fark edilir ve Sauron’a götürmek üzere yüzüğü almaya gelirler. Gandalf da ”Yüzüğü iyilik için kullanmaya kalkarım.” endişesiyle almayı reddeder. Yüzüğü Ayrık Vadi’ye götürmek üzere yola çıkması gereken isim henüz çok genç olan ve bir Hobbit olması nedeniyle dışarıdaki dünyanın kötülüğüne karşı koyamayacak küçüklükte olan Frodo’dur. Ancak Frodo, üzerine düşen görevin bilincindedir ve bu görevi büyük bir serin kanlılıkla kabul eder. Gandalf bu durumun Frodo’nun küçük omuzlarına bineceği için çok üzgündür ve bu sahnelerdeki hüznü Peter Jackson çok iyi yansıtmıştır. Frodo’nun bahçıvanı ve arkadaşı Samwise ‘Sam’ Gamgee de bu konuşmalara kulak misafiri olunca, Gandalf onu da Frodo ile birlikte gitmesi ve ona göz kulak olması için görevlendirir. 2 küçük Hobbit’e daha sonra 2 küçük Hobbit daha katılır. Peregrin ‘Pippin’ Took ve Meriadoc ‘Merry’ Brandybuck’un da katılmasıyla 4 kişilik ekip Gandalf’la buluşmak üzere yola çıkarlar. Nazgul’ların saldırısına uğrayıp zorla kaçmayı başarabilen dörtlü gittikleri bir handa Gandalf’ı bulamazlar. Çünkü Gandalf, yardım istemek için gittiği büyücülerin en üst makamındaki Ak Saruman’dan beklediği yardım göremez, aksine Saruman’ın kulesi Isengard’ın tepesinde tutsak kalır.

Yazının devamı için beklemede kalınız. Çok yakında…

Fotoğraf Galerisi:

Ucuz Dvd Film Nereden Alınır?

23 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Aksiyon, Filmler

The Lord of the Rings Trilogy Dvd SetSinema tutkunlarının en büyük ev eğlencesi dvd filmlerdir. Ev sinema sistemine sahip olun ya da olmayın bir dvd oynatıcınız varsa dvd filmleri sorunsuz bir şekilde izleyebilirsiniz. İster bilgisayardan, ister ortalama bir dvd oynatıcıdan izleyeceğiniz bu filmlerin fiyatları ise her yerde farklılık göstermektedir. Peki ama en ucuz dvd film nereden alınır?

Öncelikle filmlerin fiyatını belirleyen unsurlara bir bakalım;

1 – Filmin Popülaritesi

Eğer film popülerliği yakalamış ve sinemalada iyi gişe sonuçları elde etmişse malesef dvd’si ülkemizde epey pahalı bir fiyata satılacaktır. Bu açıdan popüler filmleri ucuza bulmak çok zor olmaktadır.

2 – Dvd’nin Çıkış Tarihi

Dvd’lerin çıkış tarihi de fiyatının belirlenmesinde büyük bir rol oynamaktadır. Yeni çıkmış bir dvd film ortalama 20 TL gibi bir fiyattan satışa çıkmaktadır. Yani yeni bir film izlemek istiyorsanız, sinemalar çok daha mantıklı bir seçim olacaktır.

3 – Dvd’nin Özellikleri

Bazı dvd filmlerin özellikleri diğerlerine göre daha gelişmiş oluyor. İçlerinde barındırdıkları ”Ekstralar” ve fazladan diskler, dvd’lerin fiyatlarını eğey bir artırıyor. Öyle ki; bazı özel versiyon dvd‘ler 30 TL gibi fiyatları görebiliyor.

Peki bu kadar unsur varken ucuz ve kaliteli filmleri nasıl bulup da alacağız? İşte bu sorunun cevabını yılların verdiği deneyimle şöyle açıklayabilirim;

Büyük marketlerin dvd film reyonlarına gidin. Tezgah içinde fiyat fiyat filmler göreceksiniz. 2, 5, 8, 10, 12 TL‘ye bir sürü film bulacaksınız. Tabi ki yine kaliteli ve popüler filmler özel bir koruma içinde 10 ve 12 TL‘lik fiyatlardan satışa sunulmuş durumdadır. Ama diğer fiyat kategorisinde olanları iyice arayarak çok güzel filmler bulabilirsiniz. Örnek olarak bugüne kadar bulduğum çok iyi filmlerden bazıları;

  • Requiem For A Dream (2000) – Bir Rüya İçin Ağıt –> 5 TL
  • Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004) – Sil Baştan –> 5 TL
  • Monster (2003) – Cani –> 5 TL
  • Saw – Testere –> 5 TL
  • One Flew Over the Cuckoo’s Nest (1975) – Guguk Kuşu –> 10 TL
  • A Beautiful Mind (2001) – Akıl Oyunları –> 10 TL

The Godfather Trilogy Dvd SetBüyük marketler dışında kaliteli filmler bulabileceğimiz başka bir adres ise gazeteler ve dergiler. Hürriyet Gazetesi, Hürriyet Film Kulübü aracılığıyla her gün dvd  filmler vermektedir ve fiyatı gazeteyle birlikte 2,25 TL‘dir. Her gün olmasa da ara sıra çok güzel filmler veren HFK‘nin bugüne kadar verdiği filmleri ve önümüzdeki günlerde vereceği filmleri görmek için web sitelerini ziyaret edebilirsiniz. Bazı sinema dergileri de bazı sayılarında hediye dvd filmler vermektedir. 2008 yılı içinde ülkemizde satışa sunulan dünyaca ünlü Empire Dergisi bu işi en iyi yapan dergiydi ancak malesef sadece 1 sene satıldı ve 2009‘da satışına son verildi. Öyle ki; 1 sayıda 2 kaliteli dvd film verdiği olmuştu ki fiyatı sadece 3 TL‘ydi. Piyasa değeri 20-40 TL arasında olan 2 filmi sadece 3 TL‘ye almak ve üstüne de öyle güzel bir dergiyi okumak çok keyifliydi ancak artık malesef böyle bir şansımız yok. Umarız gelecek günlerde tekrar ülkemizde de yayına girer Empire Dergisi. Tabi ki başka dergiler ve gazetelerde dvd film hediye ediyorlar. Posta Gazetesi ve D-Smart Dergisi gibi.

The Lord of the Rings Trilogy Dvd SetBu seçenekler dışında müzik marketler ve kitapçılar da artık dvd film satışı yapıyorlar. D&R ve Seyhan Müzik, bu işi iyi yapan yerlerden bazıları. Ancak fiyatlar buralarda da tuzlu. Ama yine de 5 TL‘ye kalitesiz filmler bulmak mümkün. Tabi benim kalitesiz dediğime bakmayın. Sanatsal açıdan değerlendirdiğim için böyle diyorum ancak çoğu sinema izleyicisini tatmin edecek filmleri 2 ve 5 TL‘ye alabilirsiniz.

2. el dvd film piyasası çok gelişmiş olmasa da ucuz film arayıcılarına bir çare olarak beliriyor. İstanbul/Kadıköy‘deki Akmar Pasajı‘nın alt katında büyük bir 2. el dvd film arşivi satışa sunulmuş durumdadır. Ancak orada film alırken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta dvd’lerin bölge kodlarına iyi bakmanızdır. Türkiye, 2. bölgededir ve Türkçe altyazı ve dublaj sadece 2. bölge dvd‘lerde bulunmaktadır. Ayrıca bazı oynatıcılar da sadece 2. bölge dvd filmleri oynatmaktadırlar. O dükkanda da bazı filmler 1. bölge filmlerinden. Eğer İngilizce‘nize güveniyorsanız, 1. bölge filmleri de tercih edebilirsiniz.

Son ucuz film kaynağı olarak, her şeyin artık en önemli noktalarından biri haline gelen şüphesiz internettir. Gittigidiyor.Com, Amazon.Com, Ebay.Com gibi alışveriş sitelerinden toplu halde ya da tek tek dvd filmler satın alabilirsiniz. Özellikle Amazon‘un İngiltere ve Almanya sitelerinden çok ucuza dvd filmler getirtebilirsiniz. Fırsat kampanyalarını düzenli takip ederek ucuza dvd filmler yakalayabilirsiniz.

Ucuz dvd film almanın bir diğer yolu ne kadar tasvip etmesek de korsan filmlerdir. Günümüzde 1 TL‘ye orijinalden kopyalanmış, korsan dvd filmler bulunmaktadır. Filmlerin emeğine saygısızlık edilse de aslında dvd filmlerin ne kadar ucuza mal edildiğini gözler önüne sermektedir bu filmler. Yani 20 TL‘ye satılan orijinal bir filmin aslında insanları kazıklamaktan başka bir şey olmadığını  göstermektedir.

Korsanın önüne geçmek için, orijinal dvd film üreticilerinin piyasaya sürdükleri dvd filmlerin fiyatlarını çok aşağıya çekmeleri gerekir. Yani yukarıda da örneğini verdiğim gibi eğer 5 TL‘ye Requiem For A Dream gibi bir film satılabiliyorsa, diğer filmler de pek ala satılabilir. Böylece korsan piyasasına akan milyonlarca TL de orijinal sektöre akar. Yani sonuçta hem izleyici, hem film yapımcıları hem de dvd film üreticileri memnun olur.

Elimden geldiğince sizlere ucuz dvd filmleri nerelerden alabileceğinizi yazdım. Ben de bir dvd koleksiyoncusu olarak başka yolları da varsa merak etmekteyim. Siz okurlarımız da yorumlarınızla katkıda bulunabilirseniz çok memnun kalırız. Ucuz dvd filmlerin tadını çıkarmanız dileğiyle…

Cannes’ın Jüri Başkanı: Robert De Niro!

07 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Haberler

Robert De Niro11-22 Mayıs 2011 tarihleri arasında 64.‘sü düzenlenecek olan Cannes Film Festivali‘nin bu yılki jüri başkanlığına, oscar ödüllü efsane aktör Robert De Niro seçildi.

Bu karara oldukça sevinen 67 yaşındaki aktör, şu açıklamalarda bulundu: “Bunun hem kendim hem de jürideki diğer arkadaşlar için kolay olmayacağını biliyorum ama Cannes Film Festivali‘nin bana emanet ettiği başkanlıktan dolayı onur duydum, mutlu oldum.”

Tribeca adlı film şirketinin kurucusu olan Robert De Niro, aynı zamanda bu yıl 10.‘su düzenlenecek olan Tribeca Film Festivali‘nin de kurucusu. Bu yüzden, ”Festivallerde jürilik yapmanın öneminin fazlasıyla farkındayım ve dünya sinemasında en yüksek seviyede temsil edilen filmleri seçme rolünün ağırlığını en iyi bilen isimlerden biriyim.” diyerek bu görevin önemini çok iyi bildiğini belirtti.

Geçen sene yine bir Amerikalı‘nın, yönetmen Tim Burton‘ın jüri başkanlığını yaptığı festivalin 2008 senesindeki en iyi yönetmeni Üç Maymun filmiyle, Nuri Bilge Ceylan seçilmişti.

Kaynak: http://www.beyazperde.com/haber/16404/Robert-De-Niro-Cannes-da-Juri-Baskani-

2010′un En İyi 3 Filmi

02 Ocak 2011 Yazan  
Kategori Aksiyon, Filmler

Kick Ass (2010)2010‘u geride bıraktığımız şu günlerde, geçtiğimiz yılın en iyi 3 filmini listelemek istedim. Tabi izlemediğim filmler var ancak favori gösterilen filmlerin birçoğunu izlediğim için pek de adaletsiz bir seçim olmayacağına inanıyorum. Zaten göreceli bir liste olacağı için çok fark etmez sanırım. Neyse fazla uzatmadan listemize geçelim;

1-) Toy Story 3

Efsane serinin 3. filmi karşımıza 3 boyutlu olarak çıkmıştı. Sinemadaki insanların kimisinin gözleri doldu, kimisi çocukluğuna döndü kimisi de gülmekten yarıldı. Bütün duyguları birden yaşatan ender filmlerden biriydi Oyuncak Hikayesi 3. Yönetmenlik ve senaryo açısından da bir hayli aşmış olan film beklentileri fazlasıyla karşıladı ve ilk filmde de olduğu gibi tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olmayı başardı. Bu yüzden listemin 1 numarasında Toy Story 3/Oyuncak Hikayesi 3 var.

2-) Kick-Ass

Herkesi şaşırtan, kendine hayran bırakan başka bir film de Kick-Ass‘ti. Çizgi roman uyarlaması olan film, afişinden ve fragmanından konusu hakkında biraz ipucu verse de daha çok çocuk filmi imajı çiziyordu. Ancak bu filmi çocuk filmi diye izlemeyenlerin çok şey kaybettiğini söylemem gerekir. Başrolünde Aaron Johnson‘ın oynadığı filmde sürpriz bir isim de vardı: Nicolas Cage! Oscarlı oyuncunun yine oscarlık bir performans sergilediği filmde başka süper bir performans ise henüz 13 yaşında olan Chloe Moretz‘den gelmişti. Süper kahraman olmaya soyunan bir gencin dramatik, trajik hatta komik hikayesini mükemmel bir yönetmenlikle süsleyen Matthew Vaughn, 2012 yılında gelecek olan devam filmi Kick-Ass 2: Balls to the Wall‘un da yönetmenlik koltuğuna oturacak.

3-) Inception

Pek çoğuna göre sinemada devrim yaratan bir film Inception/Başlangıç. Christopher Nolan‘ın yaptığı hangi iş kötüydü ki Başlangıç kötü olsun? Leonardo DiCaprio‘nun başrolünde oynadığı film, izleyenleri adeta rüyalar alemine götürüp getirmişti. Filmi eğer sinemada izlediyseniz, Hans Zimmer‘ın imzasını attığı soundtrack‘ler önce kulaklarınıza, oradan da beyninize kazınmıştır. Film, işi rüyalara girip fikirleri çalmak olan kaçak bir adamın, ülkesine dönmek için son bir iş daha yapmasını konu alıyordu. Ancak bu kez yapması gereken iş biraz daha zor ve karmaşıktı. Fikir çalmak yerine, fikir yerleştirme işine soyunan Cobb, bilinçaltına söz geçirmekte bayağı bir zorlanıyordu.

Çoğu izleyiciye göre 2010‘un en iyi filmi olan Inception, bana göre 3. sırada çünkü ilk 2 film bence çok daha iyiydi. Yani Başlangıç‘ın kötü olduğundan değil, Oyuncak Hikayesi 3 ve Kick-Ass‘in çok daha iyi olduğundan listeyi bu şekilde bu yaptım. Şu sıralar herkes kafasına göre listeler hazırlıyor. DC’nin 2010 filmleri için görüşü budur. 2010′un diğer güzel ve izlenebilir filmlerini ise karışık olarak şöyle söyleyebilirim;

True Grit, Black Swan, The Social Network, Machete, Stone, Little Fockers… Türk filmlerinden ise, Av Mevsimi ve Çakal‘ı izleme fırsatı buldum. Türk sineması açısından gayet iyi filmlerdi. New York’ta Beş Minare filminden ise Türkçe dublajlı olduğu için yarıda çıkmak zorunda kalmıştım. Finalini bilmediğim için yorum yapamıyorum ancak, izlenebilecek filmlerden biri olduğunu arkadaşlarımdan duyuyorum.

Neyse, 2010 sinema açısından gayet verimli bir yıldı. Umarım 2011 yılı da aynı güzellikte hatta daha da güzel bir şekilde geçer. Sadece sinema için değil, her alanda sağlıklı ve mutlu bir yıl olması dileğiyle…

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


Dvd-Collector.Org’s Worldwide Traffic Rank