Dram - DC

The King’s Speech (2010)

06 Mayıs 2011 Yazan  
Kategori Biyografi, Dram, Filmler, Tarihi

The King's Speech (2010)Kekeme bir kralın inanılmaz hikayesi. Babasının ölümünden sonra tahta geçmesi planlanan abisi skandal aşkı yüzünden tahttan vazgeçince, kendisi tahta geçmek zorunda kalan bir prenstir VI. George. Kekemeliği hayatını altüst eden bir hastalıktır ve bundan kurtulması gerekmektedir. Bunun üzerine bir konuşma terapisti olan Lionel Logue‘dan yardım almayan karar veren George, kekemeliği yenmek için var gücüyle çabalayacaktır. Kekemeliği yüzünden tahta geçmek istemez çünkü bir kral olarak sıkça halka karşı konuşma yapması gerekecektir. Louge ile tanıştıktan sonra bu korkusu aşacak ve tahta geçecektir.

Zoraki Kral (orijinal adı: The King’s Speech), Tom Hooper trafından yönetilen ve David Seidler tarafından senaryosu yazılan 2010 tarihsel drama. Film, 2010 Toronto Uluslararası Film Festivali, People’s Choice Ödülü kazandı ve on dört BAFTA (yedisini kazandı), on iki Akademi (dördünü kazandı) ve yedi Altın Küre ödülüne aday gösterildi.

Rolüyle Altın Küre kazanan Colin Firth‘in canlandırdığı VI. George, kekemeliğinin üstesinden gelmek için alışılmışın dışında bir konuşma terapisti Lionel Logue‘a (canlandıran: Geoffrey Rush) gider. Birlikte çalışma sürecinde iki adam, arkadaş olurlar ve kardeşinin tahttan çekilmesinden sonra Kral, II. Dünya Savaşı‘nın başında radyo yayını yapması konusunda Logue‘a bel bağlar.

David Seidler, gençliği boyunca kendi kekemeliğinin üstesinden gelmesinden sonra VI. George‘u okumaya ve bilgili hayal gücünü kullanmaya başladı, erkekleklerin ilişkisi hakkında yazdı. Filmin çekilmesinden dokuz hafta önce Logue‘un not defteri keşfedildi ve buradaki alıntılar senaryoya dahil edildi. Ana çekimler, Aralık 2009 ile Ocak 2010′un başında Londra ile Birleşik Krallık’taki diğer mekânlarda gerçekleşti. Film, Amerika Birleşik Devletleri’nde 10 Aralık 2010 tarihinde ve Birleşik Krallık’ta 7 Ocak 2011 tarihinde gösterildi. Ağır dili nedeniyle başlarda Birleşik Krallık’ta “15″ reyting ile sınıflandırıldı fakat eleştirilerden sonra bu reyting düşürüldü.

Zoraki Kral, Birleşik Krallık gişesinde üst üste üç haftada en yüksek kazanan film oldu ve günümüze kadar 100 milyon İngiliz sterlininden fazla kazanç elde etti. Film, yaygın olarak görsel stil, sanat yönetmenliği ve oyunculuk alanında film eleştirmenlerinden beğeni topladı. Diğer yorumcular, filmin anlattığı tarihsel olayların temsil edilişini tartıştı.

  • Tür: Biyografi, Dram, Tarihi
  • Yönetmen: Tom Hooper
  • Senaryo: David Seidler
  • Oyuncular: Colin Firth (King George VI), Geoffrey Rush (Lionel Logue), Helena Bonham Carter (Queen Elizabeth)
  • Ödüller: 4 Oscar. Bunun dışında 43 ödül daha kazanmıştır.
  • Müzik: Alexandre Desplat
  • Türkçe Adı: Zoraki Kral
  • Gösterim Tarihi: 18 Şubat 2011
  • Yapım: 2010
  • Ülke: İngiltere
  • Süre: 118 dakika
  • IMDB Puanı: 8.3/10
  • DC Puanı: 8/10

Black Swan (2010)

24 Nisan 2011 Yazan  
Kategori Dram, Filmler, Gerilim, Gizemli

Bir balerin olan Nina Sayers, ”Kuğu Gölü” gösterisinin başrolünü kazanır. Beyaz Kuğu rolü için mükemmel olan Nina, Siyah Kuğu rolüne de uygun olabilmek için çok çalışacak ve yavaş yavaş aklını kaybedecektir.

Black Swan (2010)Siyah Kuğu (İngilizce özgün adı Black Swan), Darren Aronofsky‘nin yönettiği, Natalie Portman, Vincent Cassel ve Mila Kunis‘in oynadığı 2010 yapımı Amerikan psikolojik gerilim filmi. Hikâye, Tchaikovsky‘nin Kuğu Gölü bale gösterisi etrafında dönüyor. Gösterinin, masum Beyaz Kuğu ve şehvetli Siyah Kuğu rollerinin ikisini de canlandıracak bir balerine ihtiyacı vardır. Bir dansçı, Nina (Portman), Beyaz Kuğu için mükemmel bir seçim iken Lily (Kunis) ise Siyah Kuğu‘nun kişiliğine sahiptir. Lily ve Nina rekabete girdiğinde Nina kendisinin karanlık yanını keşfeder.  Film, 1 Eylül 2010 tarihinde, 67. Venedik Uluslararası Film Festivali‘nin açılış filmi olarak gösterildi. 3 Aralık 2010 tarihinde sınırlı; 17 Aralık 2010 tarihinde ise ABD‘de yurtçapında vizyona girmiştir. Türkiye‘de ise 25 Şubat 2011 tarihnde vizyona girmiştir. Natalie Portman bu flmiyle ilk Akademi Ödülü‘nü almıştır.

  • Tür: Dram, Gerilim, Gizemli
  • Yönetmen: Darren Aronofsky
  • Senaryo: Mark Heyman, Andres Heinz, John J. McLaughlin
  • Oyuncular: Natalie Portman (Nina Sayers), Mila Kunis (Lily), Vincent Cassel (Thomas Leroy)
  • Ödüller: 1 Oscar. Bunun dışında 30 ödül daha kazanmıştır.
  • Müzik: Clint Mansell
  • Türkçe Adı: Siyah Kuğu
  • Gösterim Tarihi: 25 Şubat 2011
  • Yapım: 2010
  • Ülke: Amerika
  • Süre: 108 dakika
  • IMDB Puanı: 8.8/10
  • DC Puanı: 9/10

Oldboy (2003)

31 Mart 2011 Yazan  
Kategori Dram, Filmler, Gerilim, Gizemli

Oldboy (2003)“Bu adam kim ve benden neden bu kadar nefret ediyor?” Karısı ve yeni doğan bebeği ile birlikte yaşayan Oh Dae-Su adında sıradan bir adam, 1988′de bir gün evinin önünden kaçırılır. Uyandığında kendisini küçük ve karanlık bir hücrede bulur. Oraya kimler tarafından ve neden kapatıldığını bilmeyen adamın dünyayla tek bağlantısı, sadece hücresindeki küçük televizyondur. Bir gün haberlerde karısının vahşice öldürüldüğünü duyunca şok geçirir ve olayla bağlantısı olduğu düşünüldüğü için kapatıldığını anlar.

Künye:

  • Yönetmen: Chan-wook Park
  • Senaryo: Garon Tsuchiya, Nobuaki Minegishi, Jo-yun Hwang.
  • Görüntü Yönetmeni: Chung-hoon Chung
  • Oyuncular: Min-sik Choi, Ji-tae Yu, Hye-jeong Kang, Dae-han Ji
  • Türkçe Adı: İhtiyar Delikanlı
  • Orijinal Adı: Oldeuboi
  • Gösterim Tarihi:11 Ekim 2004
  • Yapım: 2003
  • Ülke: Güney Kore
  • Tür: Dram, Gizem, Gerilim
  • Süre: 120 dakika
  • IMDB Puanı: 8.3/10
  • DC Puanı: 10/10

Toy Story 3 (2010)

03 Temmuz 2010 Yazan  
Kategori Aile, Aksiyon, Animasyon, Dram, Filmler, Komedi, Macera

Toy Story 3 (2010)

Toy Story 3 (2010)

Toy Story efsanesinin 3. filmi ”Oyuncak Hikayesi 3′‘! Animasyon teknolojisinde çağ atlayan serinin ilk filminde Woody, Buzz Lightyear ve arkadaşlarının maceraları izleyenlere pek çok duyguyu birden yaşatmıştı. Oyuncakların da duyguları olabileceğine inandırmıştı herkesi. Yeni alınan bir oyuncağın diğer oyuncaklar üzerinde yarattığı korku ve endişe hepimizi filme kilitlemişti. Woody önceleri Buzz Lightyear‘ı kıskansa da sonrasında onunla çok iyi bir dostluk ilişkisi kurmuştu. İlk filmde yaramaz komşu çocuğu Sid‘e oyuncaklara iyi davranması hakkında epeyce iyi bir ders veren kahramanlarımız ikinci filmde ise Woody‘yi kaçıran gözünü para hırsı bürümüş hırsız oyuncak koleksiyoncusu Al’in peşine düşmüşlerdi. Sonunda Woody‘i kurtarmış ve Jessie ile Bullseye‘ı da alıp sahipleri Andy‘nin odasına geri dönmüşlerdi.

3. film ise bu maceralardan tam 11 sene sonra geldi. Filmi daha iyi anlamak için koleksiyonumdan ilk 2 filmi çıkarıp izleyerek gittim 3. filme. İlk iki filmin dublajları çok başarılıydı. Bu başarı da Mehmet Ali Erbil ve Haluk Bilginer‘in çok büyük katkısı vardır. Ancak 3. film için bu ikilinin ismini hiçbir yerde göremedik. Sadece Barbie ve Ken karakterleri için Beren Saat ve Kıvanç Tatlıtuğ‘un isimleri geçiyordu afişlerde. Tahminlerimiz doğru çıktı ve Türkçe dublaj ekibinde Mehmet Ali Erbil ve Haluk Bilginer‘in olmadığını gördük. Bu yüzden filmi orijinal diliyle Türkçe altyazılı ve 3 boyutlu olarak izledim. XpanD 3D teknolojisini de böylece ilk kez test etmiş oldum. Sonuç süper! Sadece burunda biraz ağrı yapıyor o özel 3 gözlük.

Toy Story 3 (2010)

Kreşeteki ilk anlar...

Film başlamadan henüz 2 saat önce Toy Story 2‘yi izlediğim için tüm konuya hakimdim.  Perdeyi tam karşıdan gören bir koltuğu seçtim ve salondaki yerimi aldım. 3 boyutlu fragmanlardan sonra Pixar‘ın 6 dakikalık özel bir animasyonu başladı. Önce bunu 3D şovu sandım ancak tüm Disney&Pixar filmlerinin öncesinde sadece sinemalarda gösteriliyormuş bu tür kısa animasyonlar. Day & Night adlı bu kısa animasyon, gece ve gündüz temasıyla izleyenlere muhteşem bir görsel şölen yaşattı.

UYARI: Yazının devamı filmle ilgili ayrıntı içermektedir. Filmi izlemeyenler lütfen bu kısmı okumayınız.

Sonunda Toy Story 3 başladı. Vahşi batıda kahramanlarımız büyük bir aksiyonun içindeydiler. O anda bunun Andy‘nin bir hayali olduğunu anladım ve nitekim öyle de oldu. Annesinin odaya girmesiyle bu hayalde son bulmuş oldu. Henüz filmin ilk dakikalarından muhteşem bir başlangıç yapan film, gelişen hikayasiyle de izleyici yer yer kahkahalara boğdu yer yer de hüzünlendirdi.

Toy Story 3 (2010)Artık Andy 17 yaşına gelmişti ve birkaç gün içinde üniversiteye gitmek üzere evi terk edecekti. Boşalan odasına da küçük kız kardeşi yerleşecekti. Yani odasını boşaltması gerekiyor ve büyük bir temizlik yapması gerekiyordu. Andy büyümenin getirmiş olduğu nedenlerle artık oyuncaklarıyla hiç oynamaz hale gelmişti. Yıllardır oynanmayan kahramanlarımız Andy onunla oynasın diye türlü türlü komikliklere kalkışıyorlardı. Ancak hepsi boşunaydı. Ve nihayet temizlik günü geldiğinde Andy‘nin bir karar vermesi gerekiyordu. Oyuncaklarını kreşe mi bağışlayacaktı? Yoksa tavan arasına mı kaldıracaktı? Andy, sadece Woody‘i üniversiteye götürmek üzere yanına aldı ve Buzz da dahil tüm oyuncaklarını çöp poşetine doldurdu. Amacı onları tavan arasına kaldırmaktı ancak çöp poşetine gören annesi Andy‘nin haberi olmadan onları çöpe attı ve olanlar oldu. Woody bunu fark edince üniversiteye gidecek olan koliden çıktı ve dostlarına yardım etmek üzere çöpe doğru koştu. Çok şükür ki dostları çöp poşetinden kaçmayı başarmışlardı ve kreşe gidecek olan koliye atlamaya karar vermişlerdi. Çünkü Andy‘nin onları çöpe attığını sanıyorlardı. Woody onları ikna etmeye çalışsa da bir türlü başarılı olamadı ve sonunda Sunnyside adlı kreşe gittiler. Talihsizlik budur ki Woody de onlarla gitmek zorunda kaldı. Woody onları tavan arasına geri dönmeleri konusunda ikna etmeye çabalarken bir yandan da eve dönüp üniversiteye gidecek olan kolinin içine girmesi gerekiyordu.

Toy Story 3 (2010)

Büyük Kaçış...

Mükemmel Bir Karşılama

Kreşte onları hiç ummadıkları kadar güzel bir karşılama bekliyordu. Lotso adlı çilek kokan yumaşacık ayının önderliğinde onlara çok sıcak bir karşılama yapıldı. Kendilerini oyuncak cennetine düşmüş gibi hisseden kahramanlarımız olayın gerçek yüzünü kreşte teneffüs bittikten sonra anladılar. Yaramaz ve çok küçük çocukların sınıfına koyulan kahramanlarımız bir gün içinde defalarca ölümle burun buruna geldiler ve o sınıftan ayrılıp diğer sınıflara gitmek için Lotso ile konuşmaya karar verdiler.

Kabus  Dolu Dakikalar

Lotso‘nun aslında orayı ele geçirmiş bir mafya babası gibi bir oyuncak olduğunu öğrendiklerinde iş işten geçmişti. Buzz‘ın ayarlarıyla oynayıp hafızasını silen çete elemanları kaçmaya yeltenen kahramanlarımızı hapise gönderdiler. Oradan kaçmayı başaran Woody ise dostlarının düştüğü durumu öğrendiğinde onlara yardım etmek üzere kreşe geri döndü.

Büyük Kaçış

Oradan kaçmanın inceliklerini öğrenen Woody tüm dostlarıyla birlikte yine muhteşem bir görsel şölen eşliğinde kaçmayı başardılar.  Ancak kreşten çıktıkları sırada olayı fark eden Lotso ve çetesi onları yakaladı. Lotso‘nun çöpe düşmesiyle sevinen dostlarımız Woody‘nin de çöpe düşmesiyle ve yaklaşan çöp arabasıyla dehşete kapıldılar. Woody‘i kurtarma çabaları sonucunda tüm kahramanlarımız (Barbie ve Ken hariç) çöpe düştüler. Çöp kamyonunun dibini boylayan dostlarımız büyük şehir çöplüğüne döküldüler.

Ölümle Dans

Çöplerin öğütüldüğü ve sonrasında da yakıldığı bir ortamın içinde sıkışıp kalan dostlarımız bir kez daha Lotso’nun kurnazlığına kurban gittiler ve büyük ateşin ortasına doğru kaymaya başladılar. Tüm izleyicilerin üzüldüğü hatta bazılarının ağladığı bu sahnelerde ben de gerçekten çok üzüldüm. Artık ölümden kaçamayacaklarını kabul eden kahramanlarımız birbirilerine sarılarak ölüme beklerken yukarıdan gelen kurtarıcı bir vinç sayesinde kurtuldular. Hem de vinçleri kullananlar 2. filmde Bay ve Bayan Patateskafa‘nın evlat edindikleri 3 küçük Yeşil Yaratık‘tı.

Eve Dönüş

Kreşe gitme fikrinin ne kadar yanlış bir fikir olduğunu kabul eden kahramanlarımız sonunda eve dönmek üzere yola koyuldular. Hem de yine bir çöp kamyonuyla.

Toy Story 3 (2010)

Andy karar veriyor...

Ne olursa olsun onlar hala Andy‘nin oyuncaklarıydı ve Andy onları terk etmemişti. Tavan arasına koyacaktı. Woody de üniversiteye gidecek olan koliye gireceği sırada aslında görevlerinin tavan arasında çürümeyi bekleyen oyuncaklar olduğunu değil, oyuncaklarla oynamayı hak eden küçük bir çocuğu mutlu etmek olduğunu hatırladı ve tavan arasına gidecek olan kolinin üzerine küçük tatlı bir kızın ev adresini yazdı. Kendisi de bu kolinin içine atladı.

Yeni Bir Hayat

Andy bu notu gördüğünde oyuncaklarını o kıza vermeye karar verdi ve kızın evinin yolunu tuttu. Oyuncaklarını ne kadar sevdiğini hatırlayan ve bunu o küçük kıza anlatan Andy, oyuncaklarına çok iyi bakacağı sözünü veren o tatlı kıza Woody de dahil olmak üzere tüm oyuncaklarını hediye etti.

Böylece hem üniversitenin yolunun tutan Andy için hem de kahramanlarımız için artık yeni bir hayat başlamış oldu.

Uyarının sonu.

Filmin sonunda kahramanlarımızın yeni hayatlarından sahneler gösterildi. Sunnyside Kreşi‘nde de işlerin iyiye gittiğini görmüş olduk böylece.

Zaten çocuklar için yapılmış bir filmde ne kadar kötü sahne olabilirdi ki? Kahramanlarımız ölse tüm küçük çocuklar çok üzülürdü ancak ilk 2 filmi izlemiş bizler hüngür hüngür ağlardık. İyi ki böyle mutlu bir sonla bitti. Görsel şöleniyle , senaryosuyla, önceki filmlere olan bağlılığıyla muhteşem bir devam filmiydi. Bu film üzerine aslında yapılabilecek tek yorum, ”Ey Disney&Pixar! 4. filmi 4 gözle bekliyoruz!” olmalıdır.

Filmin Künyesi:

  • Yönetmen: Lee Unkrich
  • Senaryo: Michael Arndt, John Lasseter, Andrew Stanton,  Lee Unkrich
  • Seslendirenler: Tom Hanks, Tim Allen, Joan Cusack, Ned Beatty, Don Rickles, Michael Keaton, John Morris , Jodi Benson, Wallace Shawn
  • Süre: 103 dakika

Filmi puanlamaya gelirsek, bilindiği üzere filmleri puanlamada 5 ayrı kategori kullanıyorum:

  • Yönetmenlik: 2/2
  • Senaryo: 2/2
  • Oyunculuk/Seslendirme: 2/2
  • Türünde Başarı: 2/2
  • İzlenebilirlik: 2/2

- Toplam Puan: 10/10

Not: Tüm eleştiri Dvd Collector‘a aittir. Lütfen kaynak belirtmeden alıntı yapmayınız.Siz de yorumlarınızla filmi eleştirebilirsiniz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...


Dvd-Collector.Org’s Worldwide Traffic Rank