The Lord of the Rings Trilogy (2001-2003)
İyilikle kötülüğün en büyük savaşı, dünyayı bekleyen karanlık son ve umudunu hiç kaybetmeyenlerin hikayesi. 682 dakikalık muhteşem Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi’nin en geniş kapsamlı eleştirisi.
J.R.R. Tolkien’in aynı adlı romanından uyarlanan serinin ilk filmi: The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring (Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği) Aralık 2001′de gösterime girdi ve tüm zamanların en çok izlenen filmlerinden biri oldu. Filmi bu kadar başarı kılan şüphesiz muhteşem senaryosu ve görselliğiydi. Peter Jackson’ın yönetmenlik koltuğuna oturduğu film tam 13 dalda Oscar adayı oldu ve tam 4 tanesini kazandı. Muhteşem destansı hikayenin başladığı film genel olarak Tek Yüzük’ü yok etmek üzere yola çıkan 9 arkadaşın hikayesini anlatıyor gibi görünse de aslında altında tüm insani duygulara dokunan bir konuyu ele alıyor. Filmin en başına gidecek olursak bizi muhteşem bir müzikle karşılıyor Peter Jackson. Ardından Cate Blanchett’in canlandırdığı Galadriel karakterinden şu sözleri işitiyoruz;
Dünya değişti. Bunu suda hissediyorum. Toprakta hissediyorum. Havada kokusunu alıyorum. Bir zamanlar varolan kayboldu. Hatırlayanların hiçbiri artık yaşamıyor.
Herşey, Büyük Yüzükler’in yapımıyla başladı. Üçü, Elfler’e verildi. Tüm varlıklar içinde, ölümsüz, en bilge ve en adil olanlara. Yedisi, Cüce Efendiler’e. Büyük madenci ve dağ salonlarının ustalarına. Ve dokuz yüzük, insan ırkına bahşedildi. Diğer hepsinden çok iktidar isteyenlere. Çünkü, her ırka hükmedecek güç ve istek, bu yüzüklerin içine sıkıştırılmıştı. Ama hepsi aldatılmıştı. Çünkü, başka bir yüzük daha yapılmıştı. Mordor diyarında, Kıyamet Dağı’nın
ateşlerinde Karanlıklar Efendisi Sauron, gizlice, bir Asıl Yüzük dövmüştü, tüm diğerlerine hakim olması için. Ve bu yüzüğün içine, acımasızlığını, kinini dökmüştü ve tüm yaşama hükmetme arzusunu da. Hepsine hükmedecek bir ‘Tek Yüzük’.
Birer birer Orta Dünya’nın Serbest Bölgeler’i,Yüzük’ün gücüne yenik düştüler. Ama bazı direnenler de vardı. İnsanlar Ve Elfler’in Son İttifakı, Mordor ordularının üzerine yürüdü. Ve Hüküm Dağı’nın eteklerinde, Orta Dünya’nın özgürlüğü için savaştılar. Zafer yakındı. Ama Yüzük’ün gücü bozulamazdı. İşte tam o anda tüm umutlar yitmişken, kralın oğlu, Isildur, babasının kılıcını yerden aldı. Sauron, Orta Dünya’nın Özgür Halkları’nın düşmanı, yenilmişti. Yüzük, Isildur’a geçti, kötülüğü sonsuza dek yoketmesi için, bu tek şansa sahip olana. Ama, insanların yüreği kolayca baştan çıkabilir. Güç Yüzüğü de kendi iradesine sahipti. Isildur’a ihanet etti ve ölmesine neden oldu. Ve unutulmaması gereken bazı şeyler kayboldu. Tarih, efsaneye dönüştü… Efsane, masala dönüştü. Ve 2500 yıl boyunca Yüzük’ten haber alınamadı. Şans doğduğunda yeni bir taşıyıcıyı tuzağına düşürene dek. Yüzük, yaratık Gollum’a geldi ve Gollum, onu Puslu Dağlar’ın derinliklerindeki tünellere götürdü. Ve orada, Yüzük onu tüketti. Yüzük, Gollum’a anormal uzunlukta yaşam getirdi. 500 yıl boyunca, aklını zehirledi. Ve Gollum’un mağarasının karanlığında, bekledi. Dünyanın ormanlarını yeniden karanlık sarmıştı. Doğu’daki bir gölgeden çıkan söylenti isimsiz bir korkuyu fısıldıyordu. Ve Yüzük anladı ki artık onun zamanı gelmişti. Gollum’u terketti. Ama, o sırada, Yüzük’ün istemediği bir şey oldu. Hayal edilebilecek en beklenmedik yaratık tarafından bulundu. Bir Hobbit. Shire’dan, Bilbo Baggins. Çünkü yakında, zaman gelecek… Hobbitler’in herkesin kaderini şekillendireceği zaman.
Bu cümleler sonrasında izleyici nasıl bir masalın içine düştüğünü yeni yeni anlamaya başlıyor. Özellikle de kitapları okumamış benim gibi izleyicilerden şanslı olanları bu cümlelerdeki isimlere, türlere ve yerlere büyük bir merak duyarak daha da dikkatli izlemeye başlıyor. Ancak dar görüşlü bazı şanssız izleyicilerse ”Bu ne böyle ya! Saçma sapan bir film!” diyerek filmi izlemeyi bırakıyorlar. Demin bahsettiğim şanslı izleyiciler bir sonraki sahnede eşsiz güzelliğe sahip Hobbit’lerin diyarı Shire kasabasının tadına varıyorlar. Minik Hobbit’lerin büyük bir telaşı var. Yaşlı Bilbo Baggins’in 111. yaş gününü kutluyorlar. Ardından Gri Gandalf at arabasıyla köye geliyor ve onu Frodo Baggins ile karşılıyor. Büyücü Gandalf huzuru bozduğu için Shire’da pek sevilmese de havai fişek gösterileri çocuklar tarafından çok seviliyor. Gandalf, Bilbo’nun çok eski dostu. 2012′de gösterime girecek olan Hobbit filminde de anlatılacağa üzere yaklaşık olarak 50 sene kadar önce Gandalf ve Bilbo bir ejderha olayına karışmışlar. Filmde pek ayrıntıya girilmiyor bu konu hakkında. Bu yüzden bize Hobbit kitabını okumaktan ya da 2012 Aralık ayını beklemekten başka bir çare gelmiyor. Neyse filme dönecek olursak Bilbo’nun gitmekten söz ettiğini duyuyoruz ve Gandalf’a şu sözleri söylüyor;
Ben yaşlıyım, Gandalf. Göstermediğimi biliyorum, ama bunu tüm kalbimle hissetmeye başlıyorum. Kendimi incelmiş hissediyorum. Gerilmiş gibi… Çok fazla ekmeğin üzerine sıvazlanmış çok az tereyağı gibi. Tatile ihtiyacım var. Çok uzun bir tatile. Ve geri döneceğimi sanmıyorum. Aslında, istemiyorum da.
Bu kararını gece doğum günü partisinde de büyük bir sürprizle açıklayan Bilbo istemeyerek de olsa yüzüğü Frodo’ya bırakarak gidiyor. Bugüne kadar yüzükten haberi olmayan Gandalf ise yaptığı araştırmalar sonucunda o yüzüğün Sauron’un lanetli yüzüğü Tek Yüzük olduğunu anlayınca, yok edilmesi gerektiğini Frodo’ya anlatıyor. Bu sahnelerde hepimizin içini bir hüzün kaplıyor. Çünkü yüzük Sauron’un eline geçerse var olan iyilik tükenecek, karanlık egemen olacak ve dünyanın sonu gelecektir. Ancak yüzüğün öyle bir iradesi vardır ki, onu takan ya da taşıyan herkesi baştan çıkarabilir. Yüzük parmağa takıldığı anda ise Sauron’un hayalet süvarileri Nazgûl’ler tarfından fark edilir ve Sauron’a götürmek üzere yüzüğü almaya gelirler. Gandalf da ”Yüzüğü iyilik için kullanmaya kalkarım.” endişesiyle almayı reddeder. Yüzüğü Ayrık Vadi’ye götürmek üzere yola çıkması gereken isim henüz çok genç olan ve bir Hobbit olması nedeniyle dışarıdaki dünyanın kötülüğüne karşı koyamayacak küçüklükte olan Frodo’dur. Ancak Frodo, üzerine düşen görevin bilincindedir ve bu görevi büyük bir serin kanlılıkla kabul eder. Gandalf bu durumun Frodo’nun küçük omuzlarına bineceği için çok üzgündür ve bu sahnelerdeki hüznü Peter Jackson çok iyi yansıtmıştır. Frodo’nun bahçıvanı ve arkadaşı Samwise ‘Sam’ Gamgee de bu konuşmalara kulak misafiri olunca, Gandalf onu da Frodo ile birlikte gitmesi ve ona göz kulak olması için görevlendirir. 2 küçük Hobbit’e daha sonra 2 küçük Hobbit daha katılır. Peregrin ‘Pippin’ Took ve Meriadoc ‘Merry’ Brandybuck’un da katılmasıyla 4 kişilik ekip Gandalf’la buluşmak üzere yola çıkarlar. Nazgul’ların saldırısına uğrayıp zorla kaçmayı başarabilen dörtlü gittikleri bir handa Gandalf’ı bulamazlar. Çünkü Gandalf, yardım istemek için gittiği büyücülerin en üst makamındaki Ak Saruman’dan beklediği yardım göremez, aksine Saruman’ın kulesi Isengard’ın tepesinde tutsak kalır.
Yazının devamı için beklemede kalınız. Çok yakında…
Fotoğraf Galerisi:
Saw VI (2009)
Özel Ajan Strahm öldü ve Dedektif Hoffman, Jigsaw ‘ ın mirasına engellenemez bir şekilde sahip çıkmakta.
Lakin , FBI ‘ ın ona yaklaşmasıyla Hoffman bir oyunu devreye koymak zorunda kalacak ve Jigsaw ‘ ın büyük planı anlaşılacak. (Bu konu test konusudur!)
| Tür : Gerilim / Korku / Gizem / Suç Yönetmen : Kevin Greutert Senaryo : Marcus Dunstan , Patrick Melton Görüntü Yönetmeni : David A. Armstrong Yapım : 2009, Kanada / ABD / İngiltere / Avustralya |
|
| Özel Ajan Strahm artık ölmüştür. Dedektif Hoffman ise Jigsaw’ın mirasını devralan yeni isim olarak ortaya çıkar. Peşindeki FBI kendisini bulmaya adım adım yaklaşınca Hoffman yeni bir oyun başlatmak zorunda kalır.Testere Serisi’nin yeni filminde 4. ve 5. filmin senaryolarını yazan Patrick Melton ve Marcus Dunstan ikilisi tekrardan senarist olarak karşımıza çıkıyorlar. Yapılan açıklamaya göre 6. film Jigsaw’ın büyük planının tamamiyle anlaşılacağı film olacak. |




































































































































































































































